DOKUNMAK
Bebek doğduğu andan itibaren annesinin dokunuşları hayatla ilk tanışmasıdır. Annenin bebeğe sarılması, elini tutması, yanağını okşaması, küçük masajlar yapması bebeği rahatlatır, kendini güvende hissetmesine yardımcı olur, gelişimini hızlandırır.
Dokunmak hayatın her evresinde kişiye kendini iyi hissettirir. Düştüğünde, arkadaşıyla tartıştığında kendini mutsuz hisseden çocuk gelip annesine sarılır ve rahatlar. Bazı çocuklar uyurken annelerinin elini tutmak ister, bazı çocuklar sırtının kaşınmasından hoşlanır. Yetişkinlikte de durum farklı değildir. Mutsuz hissettiğimizde eşimizin ya da yakın bir arkadaşımızın sarılması bize iyi gelir. İş yerinde amirimizin konuşurken omzumuza hafifçe dokunuşu bile o gün kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar.
Okulöncesi dönemde anaokullarında, anasınıflarında birçok öğretmen çocuklara teşvik amaçlı, rahatlatma amaçlı dokunuyor. Sırtını sıvazlıyor, sarılıyor, saçını okşuyor. İlkokula gelindiğinde ise çocukların çok azı dokunmanın sihirli etkisinden faydalanabiliyor. Otorite kurabilmek, disiplini sağlamak kaygısıyla öğretmenler çocuklarla daha az fiziksel temas kuruyor. Oysa disiplin yakın ilişki gerektirir. Öğretmeni tarafından sevildiğini, önemsendiğini, sözlerinin dinlendiğini hisseden çocuklar okula keyifle giderler ve kurallara uyma, çalışmalara katılma ve öğrenme becerilerinde daha gayretli olurlar.
Dokunmak hem uygulanması çok kolay, hem ekstra zaman ve çaba gerektirmeyen bir eylem. Yanından geçen çocuğun sırtına dokunmak, sırada yazı yazan çocuğun saçını okşamak, eline dokunmak çocuğun kendini çok daha iyi hissetmesine yardımcı olacaktır. Özellikle sınıf öğretmenlerinin gün içinde tüm çocuklara bir kez dokunmaları, “Bugün dokunmadığım, etkileşimde olmadığım çocuk var mı?” sorusunu kendilerine sormaları iletişimi güçlendirecek ve çok daha huzurlu ve başarılı çocuklar yetişmesine katkı sağlayacaktır.

Ebru Aksu Meriçli

        DİSLEKSİ NEDİR?

Kişinin normal veya üstün zeka düzeyinde olmasına rağmen okuma, yazma ve dil becerilerinde problem yaşamasına sebep olan özel öğrenme bozukluğudur.   Genellikle okuma bozukluğu şeklinde gözlemlenen disleksi, dikkat ve hafızayı da etkilemektedir.

                 BELİRTİLERİ

Disleksik bireylerin gösterdiği belirtiler yazılı dili edinme ve kullanmada zorluklar içerir. Ayrıca aşağıda kritik bazı ek belirtiler bulunmaktadır;

  • Yazılı ve konuşulan dili düzenlemede zorluklar
  • Anlamak için yeterince hızlı okumada zorluklar
  • Hecelemede zorluklar

Uzun okuma ödevlerini ettirme ve planlamada zorluklar

PEKİ DİSLEKSİ NASIL  TEDAVİ EDİLİR?

Disleksi yaşam boyu var olacak bir durumdur. Doğru yardımla, disleksi olan birçok insan iyi okumayı ve yazmayı öğrenebilir. Erken teşhis ve tedavi,disleksi olan bireylerin okulda ve hayatta iyi seviyelere gelebilmesinin anahtarıdır. Disleksi olan insanların çoğu, çok merkezli yapılandırılmış bir dil yaklaşımı kullanarak özel olarak bir terapiste ihtiyaç duyar. Disleksi olan birçok kişinin bire bir yardıma ihtiyacı vardır.